Vefatının 55. Yıl Dönümünde Peyami Safa’yı Rahmetle Anıyoruz

Vefatının 55. Yıl Dönümünde Peyami Safa’yı Rahmetle Anıyoruz

Bugün Peyami Safa’nın vefatının 55’inci yıl dönümü. Onu rahmetle anıyorum. Peyami Safa Cumhuriyet devri edebiyatımızın en velut, en değerli, en renkli isimlerindendir ve hemen hemen herkesin ortak kanaatiyle “en iyi romancı”mızdır.

1899 yılında İstanbul’da doğan Peyami Safa, Servet-i Fünun dönemi şairlerinden İsmail Safa’nın oğludur. Sivas’a sürgüne gönderilen babasının bu şehirde vefatı üzerine 1901 yılında iki yaşında yetim kalmış, bu yüzden “Yetim-i Safa” diye anılmıştır. Babasız büyümenin acılarının yanı sıra, sekiz dokuz yaşlarında yakalandığı bir kemik hastalığı dolayısıyla çocukluk ve ilk gençlik yılları, hastane koridorlarında geçmiştir. Ancak bu kahırdan bir lütuf doğacak ve müellifimiz ölümsüz eseri Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nu edebiyatımıza armağan edecektir. Hastalık ve savaşın yol açtığı maddî sıkıntılar dolayısıyla tahsilini tamamlayamaz. Hayatını kazanmak ve annesine bakmak için Vefa İdadisi’ndeki öğrenimini yarıda bırakır. Keaton Matbaası’nda bir süre çalıştıktan sonra açılan imtihanı kazanarak Posta-Telgraf Nezareti’ne girer; Birinci Dünya Harbi’nin başlamasına kadar orada çalışır. Daha sonra Boğaziçi’ndeki Rehber-i İttihat Mektebi’nde hoca olur.

Peyami Safa, 1918 yılında ağabeyi İlhami Safa’nın isteğine uyarak öğretmenlikten ayrılır ve birlikte çıkardıkları 20. Asır adlı akşam gazetesinde “Asrın Hikâyeleri” başlığı altında yazdığı hikâyelerle gazetecilik hayatına başlar. İmzasız olarak yazdığı bu hikâyelerin beğenilmesi üzerine Server Bedi takma adını kullanır. Halk için yazdığı romanlarını Server Bedi imzası ile yayınlar. Sayıları 80’i bulan bu eserler arasında Cingöz Recai polis hikâyeleri dizisi en ünlüleridir. Ders kitapları da yazar. 1921’de Son Telgraf gazetesinde ve bilahare Tasvir-i Efkâr’da görünür. Nihayet Cumhuriyet”e geçer. 1940 yılına kadar bu gazetede fıkra ve makaleleri çıkar, romanları tefrika edilir. Yayın ve kültür hayatımıza Kültür Haftası (21 sayı, 15 Ocak-3 Haziran 1936) ve Türk Düşüncesi (63 sayı, 1953-1960) adlı iki dergi kazandırır. İyi bir fıkra muharriri olan Peyami Safa, gazete okuyucularını arttıracak bir tesir gücüne sahiptir. Vefatında Son Havadis Gazetesi başyazarıydı.

Peyami Safa hayatı boyunca çileler çekti, bunlara katlandı. Ancak dünyada en çok sevdiği oğlu Merve’yi, askerlik yaptığı sırada yitirmesi onu çok sarstı. Zaten evlat acısını yaşadıktan birkaç ay sonra, yani 15 Haziran 1961 tarihinde o da Hakka yürüdü ve ebedi âleme göç etti. Bugün Edirnekapı Şehitliği’nde eşi Nebahat Hanım ve oğlu Merve ile yan yana yatıyor.

Mütefekkir romancımız, kendi kendisini yetiştirmiş ender şahsiyetlerdendir. Fransızcayı, bu dilde gramer kitabı yazabilecek kadar ve tıp ilmini bir doktor kadar öğrenmiştir. 43 yıl kalemi elinden düşmemiştir. Önemli bir fikir adamı, güçlü bir romancı ve iyi bir polemik yazarıdır. Nâzım Hikmet Ran, Nurullah Ataç, Zekeriya Sertel, Muhsin Ertuğrul ve Aziz Nesin, fikir kavgası verdiği isimlerden bir kaçıdır. Bâbıâli’nin bu kudretli kalemi hakkında Vecdi Bürün, Ergun Göze ve Beşir Ayvazoğlu mühim eserler yazdılar. Mehmed Niyazi’nin de bir kitap tutacak kadar makalesi çıktı. Edebiyatımızın bu parlak yıldızı, çok sevilen, bazıları tarafından çok kızılan ama şüphesiz ki en çok konuşulan ve tartışılan isimlerdendir. Usta bir nazariyatçıdır. Hayatını kalemiyle kazandığı için 20 bin civarında yazı bırakmıştır. “Çağdaş Türk Edebiyatının roman tekniğini en çok geliştirmiş romancısı” sayılmaktadır. Fıkra ve makalelerinde sağlam bir mantık dokusu ve sahicilik vardır. Peyami Safa’nın, romanlarında olaydan çok tahlile önem verdiğini görürüz. Toplumdaki ahlâkî çöküntüyü, Batılılaşmanın getirdiği sonuçları, nesiller arasındaki ve sosyal çevredeki çatışmaları sürükleyici bir dille yazar. Zıt kavramları, duygu ve düşünce tezadını ustaca işler.

Ötüken Neşriyat, yazarın şu eserlerini yayımlıyor: Fatih Harbiye, Biz İnsanlar, Sosyalizm Marksizm Komünizm, Eğitim Gençlik Üniversite, Türk İnkılabına Bakışlar, Şimşek, Bir Tereddüdün Romanı, Bir Akşamdı, Mahşer, Atillâ, Cumbadan Rumbaya, 20. Asır Avrupa ve Biz, Kadın Aşk Aile, Osmanlıca Türkçe Uydurmaca, Cânân, Din İnkılab İrtica, Yazarlar Sanatçılar Meşhurlar, Sanat Edebiyat Tenkit, Sözde Kızlar, Yalnızız.  Yazarımızın “Cingöz Recai” adıyla yazdığı polisiye romanları ise, Damla Yayınevi edebiyatımıza kazandırmıştır.

“Kalemi elime aldığım günden beri Türkçenin müdafaası için yazdığım satırları birbirine eklesem, İstanbul-Ankara şimendifer hattından daha uzun olur.” diyen Peyami Safa’nın eserlerinde kuvvetli fikir kadar güçlü bir dil ve üslup da vardır. Onun muhteşem eserlerini yeniden okumaya, eskimeyen düşüncelerini anlamaya ve günümüze göre yorumlamaya çok ihtiyacımız vardır.

(Mehmet Nuri Yardım – Milat Gazetesi, 15 Haziran 2016)

comments powered by Disqus