Müttefiklerimiz 100 yıldır hiç değişmedi

Müttefiklerimiz 100 yıldır hiç değişmedi

Mehmed Âkif’ten ibretlik bir hatıra;

‘’Yine, Umumi Harp’te Viyana’da idim; bir gece Viyana kiliselerinin çanları çalmaya başladı; otelin penceresinden baktım; caddede her elde bir mum herkes haykırıyordu. Kendi kendime: ‘Müttefikimiz Viyanalılar galiba cephede bir muzafferiyet kazandılar.’ Dedim. Sokağa fırladım. Bir dükkâncıya:

Bir zafer haberi mi var! Dedim. Adam:

Zafer de söz mü? Dedi. İngilizler Müslümanlardan Kudüs’ü aldılar. İngiliz ordusu, Allenby’nin kumandasında Kudüs’e girdi. Mukaddes şehir Hilâl’den kurtuldu, Haç’ a kavuştu.

Yaşanan her olay bir düşüncenin eseridir. Bir toplumun düşünce faaliyetini anlamak için o kültürün yapıp ettiklerini iyi analiz etmek gerekir. Müttefikiniz olsa bile söz konusu Haçlı Birliği olunca yüz yıl önce verilen tepkiler ile günümüz arasında bağlantı kurmak güç değil.

Kudüs üç semavi dinin yeryüzünde tecelli ettiği beldedir. Her üç dinin inananları için de yıllarca önemli olmuş, tartışma, savaş konusu olmuş, olmaya devam etmektedir. 100 yıl önce Kudüs’ün nasıl elimizden çıktığı, kapalı kapılar ardında yapılan anlaşmalar, bu anlaşmalara kimlerin alet olduğu, hangi casusluk örgütlerinin bu savaşın sonucuna önemli etkilerde bulunduğu, hangi kumandanlar kahramanca savaşırken, kimler Kudüs’e ihanet etti sorularının cevaplarını kitapta buluyoruz. İsimsiz kahramanları, Gazze-Kudüs-Filistin cephesinin kan donduran sıkıntı ve zorluklarını öğrenip, kahraman ecdadımızı rahmetle anıyoruz.

Yazar; savaşı idare eden kumandanların hatırat kitaplarını, Genelkurmay Ataşe Başkanlığı’nın Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi kaynaklarını, Filistin Sina Cephesi’ndeki savaşları günü gününe hatta saati saatine inceleme imkânı bulmuştur. Belgeleri tamamlama, bir yıl süren araştırma sürecinin ardından, Kudüs ziyaret edilmeden bir kitap yazılamaz diyerek, Mayıs 2017’de o maneviyatı da teneffüs etmiştir. Gerçek tarihi bilgileri, sıkıcı, akademik bir üslup ile anlatmaktan ziyade, manevi birikimlerini de ekleyerek, roman kahramanı Bekir Sami’nin gözünden hisli, akıcı, iz bırakan bir belge roman sunuyor.

T.E. Lawrence, 1910 yılında İstanbul’da; Pera’daki İngiliz Sefaretinde Gizli İşler Servisinde George Aston’un yetiştirdiği ‘’İngiliz örümceği’’ adı verilen Ortadoğu uzmanı ajanlar tarafından 15 gün kurs alır, aldığı ilk ders manidardır:

‘’Bir şeyi yıkmanın en iyi yolu, o şeyi çok iyi bilmektir.’’

Yıkılmamak için, tarihten ders erimizi almak, tarihin gerçeklerini öğrenmek zorundayız. Kitabın her bölümünde, can alıcı hatıralar, ibretlik dersler mevcut. Özümseyerek, Kudüs davasına farklı bakış açıları ile yaklaşmak, farkındalık kazanmak mümkün.

“Kudüs ve Mescidi Aksa Haçlıların zulüm ve işgali altında iken bir Müslüman nasıl olur da gülebilir, nasıl rahat yemek yiyebilir, hele hele nasıl olur da rahat uyku uyuyabilir, bilemiyorum.’’ Diyen, Kudüs Fatihi Sultan Selahaddin Eyyubi döneminde bir marangoz, Neccarlar Çarşısı’nda bir minber yapmak ile meşguldür. Bu marangoza minberi neresi için yaptığı sorulunca, o günkü Müslümanların samimiyet, hissiyat ve düşüncelerini yansıtan şu cevabı verir:

“Her Müslüman gibi Kudüs’ün yeniden fethi için ne yapabileceğimi düşündüm. Ben asker değilim, sanatkârım Marangozluktan başka elimden bir iş gelmez. Kudüs mut ¬ laka bir gün fethedilecektir, benim de bu fethe bir katkım olsun.’’ Se¬lahaddin Eyyubi 1187’de Kudüs’ü fethedince, bu sanatlı ahşap minberi getirterek Mescidi Aksa’ya yerleşti¬rir. Demek ki ihlas ve sabırla yapılan bir işin sonu hayır oluyor, hangi yüzyılda olursak olalım hepimizin yapacağı bir iş vardır, mesajı derin ¬ den hissediliyor.

Aaron Aronson, meşhur Yahudi zengini Baron Rothschild’in maddi desteğiyle, Fransa’da Tarım ve Botanik okuyup, uzmanlık alanı ile ilgili çeşitli geziler yapıp, 1906 yılında Heron Dağ gezisinde tabii buğdayı keşfedip, 1909’da Amerikalılar ile birleşip Atlit Köyü’nde bir araştırma laboratuvarı kurar işte burayı ilerde planladıkları gizli örgütün merkezi yaparlar. 1915’de kız kardeşi Sarah, arkadaşı Avshalom Feinberg ile beraber Nili gizli örgütünü kurup, çoğunluk genç kızlardan oluşan 400 üyeye sahip olurlar. Eğitim, maddi, manevi enerjimizi nerelere harcadığımızı sorgulatan, gençliğimize sahip çıkmanın önemini vurgula ¬ yan, ajanlık faaliyetlerini okurken dersler almanın yanı sıra belgesel tadında sürükleyiciliği dikkat çekiyor.

Son cümleleri kutsal kelam ile bağlayıp, Hüzünlü Şehrin Hikâyesi ile sizleri baş başa bırakalım:

“Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescidi Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa’ya yürütenin şanı pek yücedir. Şüphe ¬ siz o her şeyi duyandır, görendir. ‘’ (İsra Suresi, âyet: 1)

Yüzyıllık Hasret Kudüs 1917, Nurettin Taşkesen, Mihrabad Yayınları, İstanbul, 2017 331 sayfa


Hülya Günay

Rating:

comments powered by Disqus