Darbecilere Hadlerini Bildiren İki Büyük Kahraman: Çerkez Hasan ve Ömer Halisdemir

Darbecilere Hadlerini Bildiren İki Büyük Kahraman:  Çerkez Hasan ve Ömer Halisdemir

Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya, “Kahraman bekleyen yığınlarını/ Kahramansız bırakma Allah’_ım!”_ diyor. Büyük milletlerin kahraman evlatları olur ve bu cengâverler bazen vatanları için canları bahasına savaşır, düşmanları yok ederler. Hasımların bir kısmı dışarıdan saldırır, bir bölümü ise içeride haince pusuya yatmıştır. Bu yüzden vatanın asil çocukları, milletin has ve halis evlatları her zaman çok dikkatli, tetikte ve teyakkuz hâlinde olmalıdırlar.

Biliyorsunuz 15 Temmuz’da yaşanan kanlı ve hain FETÖ darbe ve işgal hareketinin ilk şehitlerinden biri, özel harekât piyade astsubay kıdemli başçavuş Ömer Halisdemir oldu. Darbe teşebbüsünün olduğu o kara gecede Özel Kuvvetler Komutanlığı’nı ele geçirmek isteyen darbecilere karşı amansız bir mücadele verdi. Ömer Astsubay, Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı’nın yaveri. Zekai Aksakallı, ailesi ile birlikte Gazi Orduevi’nden çıkarken iki araba onu sıkıştırır. Sonra ateş ederler. Eşi yaralanır. O anda yaverini arayan Zekai Paşa, darbecilerden haberdar olmuştur, içeri giren kişilerin vatan haini olduklarını söyler, ardından “Sana vatanımız ve milletimiz adına tarihî bir görev veriyorum. Tuğgeneral Semih Terzi vatan hainidir, isyancıdır.

Onu, karargâha girmeden öldür! Bunun sonunda şehadet var. Biliyorsun seninle yirmi yıllık beraberliğimiz var. Hakkını helâl et.” der. Ömer de cevap verir: “Başüstüne komutanım, hakkım helâl olsun. Siz de helâl edin.” Ömer, darbeci general 1. Özel Kuvvetler Tugay Komutanı Tuğgeneral Semih Terzi’yi alnından vurarak darbe girişiminin âdeta seyrini değiştirir ve şehadet şerbetini içerek tarihe geçer. Hainlere karşı direnen ve onlara kurşun sıkan bu büyük kahramanımızın göğsüne, asker elbisesi giymiş kalleş haydutlar, 30 mermi sıkarak karşılarında dağ gibi duran fidanı devirirler. Ardından Zekai Aksakallı Paşa, yirmi kadar askerle birlikte darbecilerin kontrolüne geçmek üzere olan Gölbaşı’ndaki birlik merkezini geri alır ve darbecileri enselerinden yakalar.

Çobanlık yaparak okuyan ve hayata zorlukta atılan şehit Ömer’in, Niğde’nin Çukurkuyu beldesinde yaşayan babası Hasan Hüseyin Halisdemir, oğluyla iftihar ettiğini belirterek, “Devletin ağır silahları, helikopteri, her şeyleri oradaymış. O birliği de aldıktan sonra Ankara’yı yok edeceklermiş. Oğlumu vatan için yetiştirdik, vatana da verdik. Vatan sağ olsun. Çok gururluyum.” dedi. Bugünkü kahramanımız merhum Ömer’den bahsettim. Bir de dünkü kahramanımız Kolağası (Yüzbaşı) Çerkez Hasan’ı anlatayım. 1850’de Silivri’de doğan Hasan’ın babası İsmail Bey, Çerkez Beyi’ydi. Hasan, 1864 yılında Bahriye İdadisi’ne sonra da Harbiye bölümüne girmişti. Ablası Neşerek Kadın Efendi, Sultan Abdülaziz’le evlenince padişahın kayınbiraderi oldu. Abdülaziz’in büyük oğlu veliaht Yusuf İzzeddin Efendi’nin yaverliğine getirildi.

Mithat Paşa, Mütercim Rüştü Paşa ve Hüseyin Avni Paşa adlı üç darbeci, Sultan Abdülaziz’i 30 Mayıs 1876 tarihinde tahttan indirip dört gün sonra da intihar süsü vererek korkunç bir şekilde katlettiler. Bunların en gaddarı Hüseyin Avni Paşa’ydı. Çerkez Hasan, 15 Haziran 1876 gecesi silahlı olarak önce Hüseyin Avni Paşa’nın Kuzguncuk’taki konağına gitti. Ancak diğer paşalarla birlikte Midhat Paşa’nın Beyazıt’taki konağında olduğunu öğrendi. Eminönü’ne kayıkla geldi. Sonra atla Beyazıt’a gitti ve konağa girdi. Sadrazam Mütercim Mehmed Rüştü Paşa, Serasker Hüseyin Avni Paşa, Bahriye Nazırı Kayserili Ahmed Paşa, Hariciye Nâzırı Mehmed Raşid Paşa, Maarif Nazırı Cevdet Paşa, Defter-i Hakani (Tapu Kadastro) Nazırı Yusuf Ziya Paşa, Şûra-ı Devlet (Danıştay) Başkanı Midhat Paşa gibi hükümet üyeleri toplantı hâlindeydiler.

Üzerinde 4-5 revolverle bir kama vardı. “Bismillah” deyip odayı bastı ve “Davranmayın!” diye bağırdı. Hüseyin Avni Paşa ve Raşid Paşa ile konağın çalışanlarından Ahmed Ağa’yı o anda öldürdü. Kayserili Ahmed Paşa’yı yaraladı. Olay yerine gelen kolluk kuvvetleriyle çatıştı ve Kolağası Şükrü Bey ile bir eri daha vurduktan sonra yakalandı. Süleymaniye Kışlası’nda hapisken yaralarını tedavi ettirmedi.

Muhakeme edilirken, “Nefsim için bu işi yapmadım, milletim için yaptım. Gayem, bundan sonra kimse padişah hal’ etmek gibi şeylere cesaret etmesin.” dedi. Divan-ı Harp’te muhakeme edilip ölüm cezasına çarptırılan Çerkez Hasan, 17 Haziran 1876 tarihinde Beyazıt Meydanı’nda, bugünkü İstanbul Üniversitesi merkez binası önünde, yani Serasker Kapısı önünde bir dut ağacına asıldı. İki gün sonra da naşı alınıp mezara defnedildi. Halk Hüseyin Avni Paşa’nın ölümünü sevinçle karşılarken, Çerkez Hasan’a ise çok üzüldü. Şairler, onun için mersiyeler yazdı. Eşref Paşa, ise şu tarihi düştü:

“Rabb-i izzet cennet etsin kabrini Çerkez Hasan

Kâmet-i Avnîye ol esnada biçmişdi kefen.”

Sultan İkinci Abdülhamid Han, darbeci paşaların mekânını basan kahraman askeri unutmadı ve onun için Edirnekapı’da bir mezar yaptırdı. 17 Haziran 2011 tarihinde şehidimizin mezarını kalabalık bir grupla ilk defa ziyaret etmiştik. Kabir taşında şu satırlar yazılıydı: “_Ümerâ ve guzât-ı çerâkiseden İsmâil Bey’in oğlu olup, Harb Okulu’nu bitirip, kıdemli yüzbaşı rütbesinde iken genç yaşında velinimeti uğrunda fedâ-yı cân eden Çerkez Hasan Bey’in kabridir.”_

Çerkez Hasan büyük bir kahraman. Aziz milletimiz bu cengâver evladını unutmadı. Padişah Efendilerine kıyan ihanet şebekesine hadlerini bildiren yiğit asker Çerkez Hasan için bir türkü yaktı. O gün bugündür bu yanık türkü dillerde dolaşmakta ve vatan evlatlarının seslendirdiği bir ortak marş gibi söylenegelmektedir. Okuyalım:

Aksaray’dan kar geliyor,

Ben sandım ki yâr geliyor,

Çıktım baktım pencereye,

Çerkez Hasan can veriyor.

 

Olur mu, böyle olur mu?

Evlad babayı vurur mu?

Mithat Paşa, Mithat Paşa,

Bu dünya sana kalır mı?

 

Beyazıt’da dut dalında,

İp taktılar gerdanına,

Siyah siyah urubalar,

Dizilmiştir dört yanına.

 

Olur mu, böyle olur mu?

Evlad babayı vurur mu?

Mithat Paşa, Mithat Paşa,

Bu dünya sana kalır mı?

 

Beyazıt’dır meydan yeri,

Hanımların seyran yeri,

Çerkez Hasan’ı astılar,

Sol yanında ferman yeri.

 

Olur mu, böyle olur mu?

Evlad babayı vurur mu?

Mithat Paşa, Mithat Paşa,

Bu dünya sana kalır mı?

 

Çerkez Hasan’ın kabri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilmeli, başına levha konulmalıdır. Sinema yönetmenlerimiz, bu kahramanın destansı hayatını filme aktarmalı, yazarlar ve tarihçiler tarihî romanını ve biyografisini yazmalıdır. Halkını önemsemeyen kanlı ve hain darbecilere dün Çerkez Hasan hadlerini bildirmişti; bugün de Ömer Halisdemir, Osmanlı tokadı vurdu. Millet olarak İki büyük kahramanımızı da inşallah hiç unutmayacağız. Cenab-ı Allah iki şehidimize de rahmet etsin. Kabirleri nur, mekânları cennet olsun. (3 Ağustos 2016)

Yarım Aşklar Ülkesi ( Çerkez Hasan’dan Ömer Halisdemir’e Vatana Adanmış Kahramanlar ) kitabını incelemek için lütfen tıklayın.

comments powered by Disqus